SeLena Gomez & Demi Lovato Fan Forumu
Öncelikle hoşgeldiniz
Ben Robot Moderatör olarak size yardım edeceğim
Eğer sizde Selena,Demi,Jonas Brother,Miley Cyrus,Taylor Sweft fanıysanız veya kısaca Disney ailesinden olmak isterseniz sadece kayıt ol deyip formu doldurmanız yeterlidir

Sizden ricamız Emek verdiğimiz bu foruma üye olmanız ve forumda paylaşım yapmanızdır

SeLena Gomez & Demi Lovato Fan Forumu

SeLena Gomez Ve Demi Lovato SeverLerin Forumu
 
AnasayfaSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Gülse Birsel İle Röportaj

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
.LoveJoe.

avatar

Kadın
Number of posts : 178
Age : 22
Nerden : BAL1KESİR
Registration date : 19/04/09

MesajKonu: Gülse Birsel İle Röportaj   Perş. Nis. 30, 2009 12:23 pm

Hayatım boyunca oyuncu olmak istedim

Ekonomi okumasına rağmen aklında hep 'rol yapmak' varmış. Gazeteciliğe
başladığı için bu arzusunu bastırmış. 'G.A.G.'la başladığı televizyon
maratonuna şimdi 'Eyvah Eski Kocam' dizisiyle devam ediyor. Çok yakında
da 'pop corn' gibi bir kitabı çıkıyor...
Muhabirin çekim ve röportaj üzerine notu: Karlı ve soğuk bir şubat
öğleden sonrasında buluştuk Gülse Birsel ile. Önce kıyafetler, kuaför
ve makyöz yüzünden problem çıktı, ardından fotoğrafların seçimi
konusunda sıkıntı yaşandı. Birlikte olduğumuz altı saat kendisi için de
ekip için hiç de pek mutlu geçmedi. Belki de Tanrı o gün hepimizin
sabrını denedi. İşte zorlu bir süreçten sonra yapılan röportajdan
yansıyan Gülse Birsel portresi.

Hep oyuncu olmak istemişsiniz ama ekonomi okumuşsunuz. Neden böyle bir şey yaptınız?
Çünkü bütün arkadaşlarım Boğaziçi'nin işletmesine ve ekonomisine
girmeye çalışıyordu. Çok popülerdi o yıllarda. Annem, babam da çok
istedi. Galiba dolduruşa geldim ve "Tabii ya, ben girerim Boğaziçi'ne,
manzaraya karşı arkadaşlarımla eğlenirim, bir taraftan da
konservatuvarda yarı zamanlı oyunculuk okurum" dedim ve çok yanıldım.
Çünkü o sene ya da ondan önceki sene tiyatro bölümünden yarı zaman
kalkmış. Ben de tiyatro okuyamadığımla kaldım.

Yani oyuculuk hevesi içinizde kaldı...

Maalesef. Zaten üniversitenin ikinci senesinde gazeteciliğe başlayınca
oyuncu olmaktan biraz vazgeçtim. "Bu iş tam bana göre, buldum
mesleğimi" dedim. Okul bittikten sonra, oyunculuk değil, ama içinde
dramatik kurgusu olan bir şeyler yapma isteğim depreşti. Çünkü artık
bir işim vardı, okulumu bitirerek ailemi de mutlu etmiştim. Bir hayat
kararı olarak değil; ama kendimi mutlu etmek için, hayatım boyu görmek
istediğim şehir New York'a gittim ve Colombia Üniversitesi'nde mastır
programına başladım.

Tam olarak ne okudunuz Colombia Üniversitesi'nde?

Üniversitenin sinema mastırı içinde yönetmenlik, oyunculuk, senaryo
yazarlığı, tarih, teori ve eleştiri gibi dersleri olan bir program. İki
yıl hepsinden azar azar okutturuluyor. Ama ikinci yıl birini seçip,
tezini ondan veriyorsun ve o bölümden mezun oluyorsun. Oyunculuk
dersleri de aldık. Ama o kadar teknik falan değildi. Çok temel
oyunculuk prensipleriyle tanışmak için hazırlanmış derslerdi. Hafta üç
saat görüyorduk. Ucundan kıyısından oyunculuğa aşina oldum. Benim
isteğim senaryo yazarlığıydı, ona yoğunlaştım. Dönüşte de sinemayla
ilgili bir şey yapmak aklıma gelmedi. İşim hazırdı. Eski patronumla
konuşur konuşmaz bana bir derginin yayın yönetmenliğini teklif etti.
Ben de yeniden dergiciliğe başladım.

Şimdilerde bir diziye başladınız, görünen o ki, içinizdeki oyunculuk arzusu bitmemiş...

Galiba. Bana daha önce de oyunculuk teklifleri gelmişti. TRT için
yapılacak dizilerdi, ama ikisi de dramaydı ve ben kabul etmedim. Çünkü
kendimi drama hazır hissetmedim. Bana komedi biraz daha yakın geldi.
'G.A.G.'da kakara kikiri yaptıktan sonra, birden insanların beni çok
ciddi bir karakterde, duygusal laflar ederken görmesi biraz yadırganır
diye düşündüm. O yüzden sit-com daha yakın geldi. Ekibe güvendim,
'Çocuklar Duymasın' dizisinin ekibiyle çalışıyorum.

Konusu nasıl?

Bana çok aykırı bir rol değil. O yüzden rahatım. Şehirli, genç,
akademisyen, çağdaş bir kadın. Çok genç yaşta bir evlilik yapmış. Bu
evlilikten 10 yaşlarında bir çocuğu var. Ama hemen boşanmışlar. Çünkü
ilk kocası son derece çapkın ve serseri ruhlu bir adam. Çocuk nedeniyle
sürekli görüşüyorlar, adam eve gidip geliyor. Kadın ikinci kez
evleniyor. İkinci koca da akademisyen, Avrupai, Batılı, titiz yani
ikinci kocanın tam negatifi bir adam. Tabii ki iki adam birbirlerini
görür görmez nefret ediyorlar. Fakat çocuk üzülmesin, evdeki ahenk
bozulmasın, çocuğa mutlu bir aile ortamı sağlayalım diye birbirlerini
idare etmek zorundalar. Buradan bir elektrik ve gerginlik çıkıyor, bu
da komediye dönüşüyor.

Kameraya 'G.A.G.'dan alışkınsınız, ama karşısında oynamak nasılmış?

Son derece kazık bir şey. Tabii ki çok hoşuma gitti. Bütün hayatım
boyunca bunu istemişim, nasıl hoşuma gitmez. 'G.A.G.'dan çok farklı.
Çünkü orada sadece kameraya bakarak konuşuyorsun. Burada kamera dışında
her yere bakabilirsin. Kameraya bakınca kesiyorlar. Başka zorlukları
var tabii. Ben daha A'sındayım bu işin. Oradaki tecrübeli oyunculardan
bir şeyler kapmaya çalışıyorum. Bakalım ne çıkacak? İnşallah beğenirler
performansımı.

Kimler oynuyor?

Birinci koca Levent Özdilek, ikincisi Altuğ Yücel. Çok yetenekli bir
oğlum var. Dünyanın en güzel çocuğu, bir lokum. Kızıl kahve saçlı, mavi
gözlü, beyaz tenli, kalkık burunlu bir İsveçli gibi. Çok yetenekli ve
10 yaşında olmasına rağmen profesyonel bir oyuncu. Bir tane hafif
çatlak bir ablam var, onu Neslihan Yargıcı oynuyor. Feminist, ama bir
taraftan da çok süslü ve hoş, hafif deli.

Kamera karşısındaki performansınızı nasıl buldunuz?

Ben önce hiçbir şey anlamadım. Nasıl görünüyorum, çok mu büyük
oynuyorum, çok mu küçük oynuyorum... Sonra fark ettim ki, tiyatroya çok
yakın bir format sit-com. Mimiğinizi, jestlerinizi büyütmeniz lazım.
Yavaş yavaş öğreniyorum tabii. Dizinin birkaç parçasını seyrettik, bana
"Gayet iyi" diyorlar. Ama onlar benim yüzüme karşı "Gayet kötü"
demeyecekleri için, objektif olduklarına inanayım mı, inanmayayım mı
bilmiyorum. Eğlenceli bir şey olacağı kesin de 'G.A.G.'daki karizmayı
çizdirir miyiz, çizdirmez miyiz onu göreceğiz.

Sizi bir şekilde tanıyan insanlar soğuk bir kadın olduğunuzu düşünüyorlar. Soğuk musunuz?

Bugünkü performansıma bakmayın, ben aslında daha sempatik bir insanım.
Soğukluk görüntüsünün iki sebebi var. Birincisi benim göz yapımla
ilgili. Çok sıcak bakmaya çalıştığımda da soğuk bakıyorum, donuk bir
tipim. Bu, benim elimde olan bir şey değil. İkincisi de aslında
çekingen bir yapım var. İnsanlarla hemen kaynaşamam. Yıllardır iş
hayatında daha ciddi şeyler yapmış olmanın verdiği bir alışkanlık
belki. Ama güler yüzlüyümdür aslında.

Oysa 'G.A.G.'a yansıyan yüzünüz daha farklı, daha samimi, daha içten. Hangisi gerçek?

O benim, yakın arkadaşlarımla olduğum halime daha yakın, onların
yanında daha laubaliyim. Çok daha soytarı oluyorum, kendimi yoruyorum.
'G.A.G.'daki tabii ki yüzde yüz ben değilim, ama yüzde doksan beş
benim.
Yakında bir de kitabınız çıkıyor galiba.
Evet, mart ayında. Her popüler kadın yazarın yayınevi olan Epsilon
Yayınları'ndan çıkıyor. İsmi 'Gayet Ciddiyim'. 300 sayfalık bir kitap.
Bölümlere ayırdık, bence çok da komik oldu. Tatiller, uzaylılar, ev
hayatı, kadın-erkek ilişkileri gibi günlük hayatta şehirli bir insanın
yaşadığı şeyleri bölümledik. Bu bölümlerde de, bu konularda yazılmış
yazılar ve 'G.A.G.' metinleri var. Bir araya gelince bence çok
eğlenceli bir şeyler çıktı. Sanıyorum insanları eğlendirecek bir kitap.


Hiç mizah öyküleri yazmayı düşündünüz mü?

Şimdiye kadar hiç kurgulayarak yazmadım, ama olabilir. Bunu bana bir
iki hafta önce yayınevi söyledi. Sanıyorum onlar metinleri almadan
önce, daha light bir şeyler bekliyorlardı benden. Ama bir cevher
görmüşler ki, "Mizah öyküleri, mizah romanları düşünmez misiniz?"
dediler, ilk o zaman aklıma geldi. Galiba kendime o kadar güvenmiyorum.


Oyunculukta iyi eleştiriler alırsanız, gazeteciliği bırakıp kariyerinize oyuncu olarak mı devam edeceksiniz?

Gazeteciliği hiçbir zaman bırakmam. Ama şu anda olduğu gibi formüller
olabilir. Yazılarımı da yazarım, oyunculuk da yaparım. Zaten birbiriyle
bağlantılı şeyler aslında. Belki iyi hikâye anlatınca insan, iyi bir
oyuncu da olur, iyi yazı da yazar. Oyunculuk belki devam eder, belki
bir daha hiç yapmayabilirim. Ya da çok bayılabilirim kendime, "Tamam
artık, ben oyuncu oldum" da diyebilirim, bilmiyorum.

Senaryo yazarlığı eğitimi aldığınıza göre, belki bir gün kendi yazdığınız bir oyunda oynarsınız...

Öyle bir hayalim var. Ama ben hayatımda hiçbir şeyi o kadar
planlayarak, hedefe kilitlenerek falan yapmadım. Her şey tesadüf oldu
benim hayatımda. Bütün okullar, bütün işler, bütün önemli dönemeçler.
Hep ayağıma dolandı. İnsan o kadar plan yapmayınca, hem hayal
kırıklığına uğramıyor hem de güzel sürprizler oluyor hayatta.

Kimdir? / Gülse Birsel
1971 yılında İstanbul'da doğdu.
Önce Beyoğlu Anadolu Lisesi'ni, ardından Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü'nü bitirdi.
Üniversite ikinci sınıftayken gazeteciliğe başladı.
Daha sonra Amerika'ya gitti ve Colombia Üniversitesi'nde Sinema dalında mastır yaptı.
Dönüşte önce Esquire, sonra Harper's Bazaar dergilerinde yayın yönetmenliği yaptı.
1 Numara Yayıncılık'ta bazı dergilerin grup koordinatörlüğünü yaptı.
Sabah gazetesinde pazar yazıları yazmaya başladı.
'G.A.G.' adlı TV programının metin yazarlığını ve sunuculuğunu yapıyor.
Şimdilerde iki heyecanı birden yaşıyor. Çünkü kısa bir süre sonra hem
sit-com oyuncusu olarak izleyicisinin karşısına çıkacak hem de bir
kitabı yayımlanacak

11.03.2003
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Gülse Birsel İle Röportaj
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Norm Ender RöportaJ
» Ender Röportaj
» Stern Dergisi Ropörtajı
» TripKolic Ropörtaj

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
SeLena Gomez & Demi Lovato Fan Forumu :: Serbest Kürsü :: Fan Clubler :: yerli fan clubler :: Avrupa Yakası Fan Club-
Buraya geçin: